İçeriğe geç
Ayça Güçlüten

Yankılar

Basın

Eleştirmenler, söyleşiler ve okurlar — kitaplar ve sahne üzerine.

Seçilmiş eleştiriler

Ayça Güçlüten’in Disko Topu romanı, toplum tarafından sayısız biçimde dışlanmış bir kadın kahramanı anlatır. Sonsuz renkler saçan disko topu metaforuyla kitap, okuru özgürlük, kimlik ve gerçeklik ile hayal gücü arasındaki nazik denge üzerine düşünmeye zorlar.
Abdullah Ezik · Sanat KritikDevamını oku
Disko Topu ile Ayça Güçlüten zor bir soru sorar: kimsin ve neden sustun? Hem lirik hem ödünsüz olan roman, adaletsizliğe ve eşitsizliğe karşı sert bir itiraz haline gelirken okuru ham, mahrem ve tedirgin edici bir sesin içine çeker.
Funda Dörtkaş · Edebiyat HaberDevamını oku
Ayça Güçlüten’in İstisnai Buluşmalar’ı, büyüme ve kendini bulma yolculuğunu izleyen bir bildungsroman olarak okunabilir. Anlam katmanlarıyla zengin roman, birden fazla yoruma açıktır; okuru hem düşünsel derinlikle hem duygusal karşılıkla ödüllendirir.
İpek Bozkaya · Sanat KritikDevamını oku
Gönül Tufan başından sonuna, trajediyi ve direnci çıplak bir dille anlatarak ele geçirir. Güçlüten’in karakterleri — hem bedensel olarak canlı hem psikolojik olarak katmanlı — okuru yoksulluğun, aşağılanmanın ve hayatta kalmanın gerçekliğine çeker. Akıcı, yüksek edebi bir üslupla yazılan roman, hem edebiyatın sadık okurunu hem de toplum ve insan üzerine daha keskin bir bakış arayanı doyurur.
Özlem Ertan · EvrenselDevamını oku
Sertliğine rağmen Disko Topu, seyirciyi kahramanın iç dünyasında yaşatmayı başarır. Yer ve zamanın sınırları silinir; ışık, dekor ve görsel akış, duygu ile anlatı arasında bir köprüye dönüşür.
Miray Dolunay · Disko Topu oyunuDevamını oku
Disko Topu cesur ve tedirgin edici bir oyun. Metni, rejisi ve oyunu seyirciyi hikâyenin içine çekip dışına atar — aynı anda mahrem ve yabancılaştırıcı. Göz kamaştıran ama çatlak ışığıyla oyun, hayatın kırık hakikatlerini yansıtır. Sezonun öne çıkan işlerinden biri.
Pınar Çekirge · Disko Topu oyunuDevamını oku

Söyleşilerden

Bence kadın, yenilmez bir direnişçidir. Hayata karşı, hayatın dayattıklarına karşı, sisteme ve düzene karşı bir direniş. Korkusuzca yürüyen, yalnızca aklını ve bilgisini değil içgüdüsünü de getiren çoğu zaman kadındır. … Benim için kadın, vazgeçmeyendir.
Ayça Güçlüten · Sputnik TürkiyeDevamını oku
Edebiyatın, kendi dünyamda yaşama ihtiyacımda bana destek olduğunu ve beni özgürleştirdiğini hissediyorum. Hikâyeler zihnimde sesle ve görüntüyle başlar. Çoğu zaman önce karakterlerle karşılaşırım; olay örgüsü, onlar yaşamaya başlayınca belirir. … Tiyatroya ya da senaryoya henüz bütünüyle hâkim değilim — sonuçta daha teknik zanaatlar — ama edebiyat, daha inatçı bir kalem olmama izin veriyor. Bir gün istersem bütünüyle tiyatroya ya da senaryoya yönelebilirim; şimdilik edebiyatın verdiği özgürlükle deneyler yazıyorum.
Ayça Güçlüten · Aynur Kulak söyleşisi, 2020Devamını oku
Toplumsal rollerin öne çıkması bizi birbirimize yabancılaştırıyor. Bu roller, bir başkasını gerçekten görme ya da anlama arzusunu köreltiyor — sahiden. Yazarken bunun karşısında durmaya çalışıyorum: yalnızca roller değil, iç dünyaları, sesleri, hafızaları olan kişiler uyandırmaya.
Ayça Güçlüten · Merve Akıncı Almaz söyleşisiDevamını oku
Kadınlar bana umut verdi. Hikâyelerimde kadınların acıya rağmen değil, acının içinden geçerek nasıl hayatta kaldıklarını izliyorum. Onların dayanıklılığı — acıyı sessizce taşımak değil, direnmeleri, silinmeyi reddetmeleri — beni yazmaya iten şey bu.
Ayça Güçlüten · İpek Şahin söyleşisiDevamını oku

Okur sesleri

Yazarın yapıtıyla ilk karşılaşmamdı ve derinden etkilendim. Son satırları okuduktan sonra arkama yaslanıp düşündüm: az önce ne okudum? Konu, yapı ve anlatının güzelliği beni hikâyenin içine taşıdı — gözyaşlarım ve yüreğimde bir ağırlıkla, onun içinde bir gölge oldum. Roman, kadın olmanın, kız çocuğu olmanın acı gerçeklerini gösteriyor. Solmaz Hanım’ın çalınan çocukluğu ve Gönül’ün trajik yazgısıyla ihmalin, istismarın ve şiddetin hayatları nasıl biçimlendirdiğini görüyoruz. Sevgisizliğin ağırlığını, çocukluğun insanın yazgısını nasıl belirlediğini hatırlatıyor. Karakter çözümlemesine, olay örgüsünün açılışına ve özellikle sona hayran kaldım — muhteşemdi. Gönül rahatlığıyla önerdiğim bir kitap.
Gönül Tufan okuru · 1000KitapDevamını oku
Bilinçaltında yaşayan, toplum tarafından deli diye bir kenara itilen bir kadın. Görmezden gelinen, silinen, hiçliğe zorlanan. Yine de herkes gibi var olmaya ve yaralarını iyileştirmeye çalışıyor. Onun iç dünyasını okumak derinden sarsıcıydı. Kesinlikle çarpıcı bir hikâye.
Disko Topu okuru · 1000KitapDevamını oku
İstisnai Buluşmalar, karantina günlerimin en unutulmaz armağanlarından biri oldu. Okurken film izliyormuşum gibi hissettim: birbirine ait olan ama farklı dünyalarca biçimlenmiş iki ruh, hayatın en yalın sunularını ne kadar kolay yitirdiğimizi gösteriyor. Kitap, yalnızca kahramanlarla değil her karakterle empati kurmaya çağırıyor. Burada saf kötülük ya da saf iyilik yok; hayatta kalmanın gerektirdiğini yapan insanlar var. Bir gün sokak çocuğusunuz, başka bir gün dansçı, babasının sattığı bir kız ya da ailesinin sevmediği bir oğlan. Zaman zaman kurmaca okumak değil, gece vakti büyük bir kentin ara sokaklarında yürümek gibi. Derinden ve bütünüyle sevdim.
İstisnai Buluşmalar okuru · 1000KitapDevamını oku
Karakterin zihnindeki düşünceler, bir disko topunun aynalarından düşen kırık yansımalar gibi — çarpık, kırık, hiçbir zaman bütün değil. Ayça Güçlüten bu zihin halini öyle canlı yakalıyor ki mideniz düğümleniyor. Okur olarak o zihnin içine çaresizce çekiliyorsunuz; değiştiremeyeceğinizi, yardım edemeyeceğinizi, yalnızca izleyebileceğinizi biliyorsunuz. Bu çaresizliğin ağırlığı içinize bir taş gibi oturuyor.
Disko Topu okuru · GoodreadsDevamını oku
Ayça Güçlüten’in kitapları içinde dördüncüsü için çok şey söyleyebilirim — onu katıksız bir sevinçle okudum. Sayfaları çevirirken hissettim: bunlar benim cümlelerim. Zihnimde bir ezgi fısıldadı: düşüncelerin benimkileri yankılıyor mu? İstisnai Buluşmalar durmadan “yalnız değilsin, yalnız değilsin, yalnız değilsin…” diyordu. Bir yabancıyı sevmeyi, bilinmeye ya da bilmeye gerek duymadan yakın ve teslim hissetmeyi anlatıyordu. İnandım. Bu kitap, dünyanın reddettiği bir inceliğin masalı — okunması ve paylaşılması gereken bir masal.
İstisnai Buluşmalar okuru · GoodreadsDevamını oku

Seyirci sesleri

Oyunu 15 Aralık’ta Baba Sahne’de izleme şansım oldu. Oyun olağanüstü güçlüydü — oyuncuyu kutlarım. Metnin kendisi de çok etkileyiciydi. Tek kişilik oyunlarda dikkatimi toplamakta genellikle zorlanırım, ama bu kez her anı tam bir odakla izledim. Kadınlar üzerine bu kadar güçlü bir hikâyeyi izlemek gerçekten ilham vericiydi. Arka plandaki görsel geçişler de çok güzeldi. Tüm ekibi kutlarım.
Seyirci · Disko Topu, Baba SahneDevamını oku
Oyunun metni olağanüstüydü — Ayça Güçlüten’i kutlarım! Yoğun bir işti… Nihan Doğa’nın bir an bile enerjisini düşürmeyen oyunu gerçekten dikkate değerdi. Işık kullanımı zarif ve incelikliydi. Kesinlikle görülmeli!
Seyirci · Disko TopuDevamını oku
Metin sizi bir duygudan diğerine götürüyor. Oyuncu bu duyguların hepsini, akıştaki dengesini hiç bozmadan, büyük bir başarıyla seyirciye iletiyor. Tek eleştirim müzik ve görsel tasarım hakkında — zaman zaman beni oyundan çıkarıyor gibi hissettirdi. Daha özgün ve daha kesintisiz bir bütünleşmeyle daha da güçlü olabilirdi. Yine de unutulmaz replikleriyle kesinlikle bende kalacak bir oyun.
Seyirci · Disko TopuDevamını oku
Oyunun metni gerçekten etkileyiciydi. Ayça Güçlüten’in yazısı takdire değer. Oyunculuk da güçlüydü ve karakter seyirciye çok güzel aktarıldı. Süregelen başarılar dilerim.
Seyirci · Disko TopuDevamını oku